EASA FTL (Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı- Uçuş ve Görev Süresi Sınırlamaları ve Dinlenme Gereklilikleri) kuralları, Avrupa'da çok farklı ve sayısız bilimsel girdiler ve kamunun katılımıyla 3 yıl boyunca hazırlanmıştır. Süreç boyunca uçuş ve kabin ekibi organizasyonları, havayolları ve üye devlet temsilcileri dahil tüm ilgili paydaş gruplarına danışılırken, kümülatif yorgunluğa neden olabilecek uçuş ekibi çalışma çizelgelerinin etkilerine özellikle odaklanılarak 50'den fazla bilimsel çalışma analiz edilmiştir.

Avrupa Sivil Havacılığı için tasarlandığı halde Türk Sivil Havacılığına kopyala yapıştır şeklinde uygulanan EASA FTL ekiplerde kümülatif yorgunluklara neden olmaktadır. Avrupa havalimanlarının %95'i toplum sağlığını koruma amaçlı gürültü regülasyonları nedeni ile gece saat 23:00 ile sabah 05:00 arası trafiğe kapalıdır ve EASA FTL bu gerçek dikkate alınarak tasarlanmıştır.

Örneklemek gerekirse Almanya'da sabah 01:00 de Münih’ten Berlin'e, Hamburg’dan Stuttgart'a, Nürnberg’den Köln'e uçamazsınız. Kısaca Avrupa'nın hiçbir havalimanından gece saat 23:00 sonrası Avrupa'nın herhangi bir şehrine gidecek tarifeli tarifesiz sefer bulamazsınız. (Gecikmeye girmiş ve istisna olarak kalkış saati özel bir müsaade ile saat 23:30 kadar uzatılmış kıtalar arası yolcu veya kargo uçakları hariç). Dolayısı ile de Avrupa'da kullanılan EASA FTL'de Avrupa içerisinde gece yarısı başlayan ve yine Avrupa'da biten uçuş olmadığı için ilgili görev süreleri için herhangi bir çalışma yapmaya veya bu tip operasyonlar için başlık açmaya ihtiyaç duyulmamıştır.

Türkiye'de havalimanı gürültü regülasyonlarının olmaması ve tüm havalimanlarının 24 saat açık kaldığı ve uçuş yapıldığı dikkate alındığında EASA FTL'in Türk Sivil Havacılığındaki uyumsuzluğu ve emniyetsiz kümülatif yorgunluklara sebep olabileceği dikkate alınmalıdır. EASA FTL'de bizdeki karşılığı olmayan 00:00 sonrası 3 veya 4 bacaklı İç Hat uçuşları için: bilimsel verilere dayalı kümülatif yorgunluklara neden olmayan Türkiye'deki operasyonlara uygun çalışma ve dinlenme süreleri hazırlanıp buna uygun ekip planlamaları yapılmalıdır.

Tüm bunların yanında THY, normalleşme sürecinin başlamasına ve THY'nin gerçekleştirdiği günlük uçuş sayılarının Avrupa seviyesinde rekorlara ulaşmasına rağmen SHGM'den COVID-19 FTL İstisna ve Muafiyetleri talep etmektedir. Bu talepler uçuş ekiplerinin günlük çalışma sürelerini arttırıcı nitelikte olup ekiplerin kümülatif yorgunluklarının artmasına neden olmaktadır.

SHGM bu tür talepleri karşılamadan evvel bu taleplerin uçuş emniyeti bağlamındaki sonuçlarını EASA'nın temel olarak aldığı bilimsel bulguları dikkate almalı ve normal şartlarda THY'nin İstisna ve Muafiyet taleplerini kabul etmemelidir.

Yine aynı bağlamda Hava-İş sendikası da uçuş ekiplerine danışmadan, EASA'nın uçuş ekipleri kümülatif yorgunluğu konusundaki bilimsel çalışmalarını dikkate almadan THY ile FTL değişikliği içeren TADİL PROTOKOL'lerini kabul etmemesi gerekmektedir.

Çalışma ve uçuş sürelerinin artması ve dengesiz planlamalar nedeniyle uçuş ekiplerinin kümülatif yorgunlukları artmakta ve tehlike sinyalleri vermektedir. Buna ek olarak, uçucu ekiplerin ekonomik zorlukları aile yapısını bozmuş, sosyal problemler baş göstermiştir. Tüm bunların bilinmesine ve artan memnuniyetsizlik ve şikayetlere rağmen THY şirket yönetimi çalışanları ile sağlıklı ve ikna edici bir iletişim kurmaktan ve iyileştirici adımlar atmaktan halen imtina etmektedir.

Tüm bu gerçekler ışığında SHGM: pandemi ve normalleşme sürecinin Uçuş Ekipleri üzerindeki sosyoekonomik etkilerini Uçuş Emniyeti bağlamında değerlendirmeli ve gerekli tedbirleri almalıdır.