22 Mayıs 2003 tarihinde kabul edilen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. Maddesi; Deniz ve hava taşıma işlerinde çalışan personeli dolayısı ile de tüm Pilotları ve Kabin memurlarını iş kanunu hükümleri dışında tutmuştur. Bunun sebebi o yıllarda özellikle havacılık çalışanları için hazırlanması ön görülen yeni bir iş kanunuydu. Ancak bu kanun ilerleyen yıllar arasında gerçekleşemeyince Havacılık Taşıma iş kolunda çalışan personel emek ve haklarını koruyabilecek bir iş kanunun dışında kaldı.

İş kanunu dışında kalan havacılık personeli için işveren ile ortaya çıkacak herhangi bir anlaşmazlık durumunda dolaylı olarak Borçlar Kanunu ve bazı durumlarda da Medeni Kanun hükümleri kullanılmaktadır.

Burada anlaşılması gereken en önemli nokta bir havacılık şirketinde çalışan personel doğrudan iş kanunu hükümlerine bağlı iken aynı havacılık şirketinde çalışan pilot ve kabin memurlarının iş kanununa veya Borçlar Kanunu’na doğrudan tabi olmadığıdır.

6098 sayılı borçlar kanununda ise ana konu ‘sözleşme’ dir. Kanun aslında her türlü sözleşmeyi düzenler. Bunlar içerisinde işçi işveren arasında yapılan hizmet sözleşmeleri de vardır.

Uçucu personel iş kanunu kapsamı dışına çıkarıldığı için herhangi bir anlaşmazlıkta hukuk ,işçi ve işveren arasında yapılan sözleşmeye Borçlar Kanunu hükümlerine göre bakarken Borçlar Kanununda da soruna çözüm bulamazsa Medeni Hukuk devreye girer. Yani burada o kanuna tabi olmak, bu kanuna tabi olmak gibi bir ifade doğru değildir. Tabi olma gibi bir durum olsa idi her şartta pilot ve kabin memurlarının o kanunun içeriğinde değerlendirilme durumunda olurlardı.

Bir işyerinde iş kanunu kapsamında olmayan bir kaptan nasıl olurda herhangi bir anlaşmazlık durumunda iş kanunu hükümlerine göre hak sahibi olabilir? İşten çıkarılma durumda ihbarı iş kanununa göre nasıl hesaplanır veya kıdem tazminatı hakkı olur?

Örnek Kaptanımız iş kanunu kapsamı dışındadır. Ancak iş yerinde çalışmaya başladığında işverenle bir iş sözleşmesi yapar veya yapılmış bir TİS, Toplu İş Sözleşmesi varsa ona katılır. İş kanunu kapsamı dışında olmasına rağmen, bunu sınırlayıcı herhangi bir düzenleme olmadığı için özgürce iş kanunu hükümleri de içeren bir iş sözleşmesi yapabilir. THY de işe giren bir kaptanımız için halihazırda Hava-İş’in hazırladığı bir toplu iş sözleşmesi vardır ve bu TİS hükümleri içerisine iş kanunundan alınan ve çalışanı koruyan bazı maddeler eklenmiştir:

TİS içerisinde Madde 27 de İş sözleşmesinin sona erme şekli başlığı altında bir hüküm vardır. Bu hükme göre bu iş sözleşmesini imzalayan bir Kaptan iş kanunu kapsamında olmamasına rağmen işveren ile herhangi bir anlaşmazlıkta İş Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanmasını talep eder.

Madde 27: iş sözleşmesinin sona erme şekli: Süreli fesihlerde, uçucu personel dahil sendika üyesi tüm personele iş güvencesi hükümleri ile birlikte 4857 sayılı (İş Kanunu) yasa hükümleri uygulanır.

Yine aynı toplu sözleşmenin 29. İHBAR ÖNELLERİ, 30. KIDEM TAZMİNATI ve 31. İHBAR VE KIDEM TAZMİNATININ HESAPLANMASI maddelerinde işveren ile bir anlaşmazlık durumunda 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilir.

İster sendika üyesi olsun ister olmasın uçucu personel, TİS hükümlerinden yararlanırsa iş kanunu hükümleri uygulanır. Diğer ofis personeli ise zaten bu hüküm olsa da olmasa da iş kanununa tabidir. Yani bir kaptan iş kanunu kapsamı dışına çıkarıldığı için boştadır (kaba tabirle). Kendisi ve vekilleri aracılığıyla yapacağı sözleşmeye yukarıdaki gibi bir madde eklerse fesih durumunda iş kanunu hükümleri uygulanır. Böyle bir madde yoksa ne olur? Diğer şirketlerde çalışan kaptanların sözleşmelerinde ne uygulanıyorsa o uygulanır. Zamanında bir charter şirketi iş sözleşmelerine bu tür maddeleri işveren olarak koymuş ve çalışanlar aynen bu maddelerde olduğu gibi haklara sahip olmuşlardır.

Burada görüleceği gibi önemli olan bir sendika üyesi olmak veya olmamak değil, TİS veya İş sözleşmesinde iş kanunundan alınan bu şekildeki koruyucu maddelerin olması ve bu maddelere tabi olmaktır. Çünkü uçucular iş kanunu kapsamı dışına çıkarılmış yani boşta bırakılmıştır.

HAVA-Sen’in amaçları arasında çalışanların hak kayıplarına ve bu konudaki çaresizliğine son vererek, kimsenin temel haklar konusunda kimseye veya herhangi bir sözleşmeye muhtaç olmamasıdır. Nasıl ki bir havayolu ofis personeli işten atıldığında otomatik olarak iş kanunun kendisine verdiği haklara sahipse uçucuların da aynen bu haklara sahip olabilmesi için çalışmaktadır.

Temmuz 2021 de yayınlanan resmi işkolu İstatistiklerine göre ne yazık ki Uçucu Personelin de bulunduğu Taşımacılık Kolunda toplam 811.642 çalışan bulunmaktadır. Bu taşımacılık kolu içerisinde bulunan uçucu ekipler taşımacılık koluna dahil edilen kamyoncular, minibüsçüler, pizza dağıtıcıları, taksi ve dolmuşçular ile birlikte temsil edilmektedir.

2009 yılı Temmuz ayında yayınlanan resmi işkolu istatistiklerine göre de şu anda artık iş kolu listesinde yeri olmayan Havacılık Taşımacılığı iş kolunda 30.005 çalışan ve bunların temsilcisi Hava-İş görünmektedir.

Nakliyat-İş sendikası 2009 yılı sonrasında iş kolları değiştirilen ve aynı havacılık taşımacılığında çalışanların ilgisiz diğer iş kolları ile bir araya getirilmesinden dolayı mahkemede bir dava açmıştır. Bu davanın halen devam etmesinden dolayı ilgili kanun gereği 2009 yılından itibaren yayınlanmış tüm iş kolu istatistikleri geçersizdir ve TİS hakkı almak için gereken %1 işkolu çalışanı hesaplanmasının 2009 rakamları ve ilgili iş kolları ile yapılması gerekmektedir. Bugün iş kollarındaki bu karmaşalardan dolayı Taşımacılık kolunu kamyoncular, vs. ve Uçuş personeli ile birlikte temsil eden Hava-İş dışındaki başka bir sendikanın TİS hakkını alabilecek rakamlara ulaşması bu nedenle de çok zor olmaktadır.

www.airlinehaber.com sitesi yazarı Sayın Rauf Eren, bizim şark kurnazlığı olarak adlandırabileceğimiz bu matematiksel oyunları bakın nasıl anlatmış:

HAVA İŞ’TE DELEGE OPERASYONU

Sektör çalışanları hayatta kalma mücadelesi verirken THY’de yetkili Hava İş sendikasında seçim heyecanı(!) sürüyor. Delege seçimler bitti. Son delege seçimleri kokpit ve kabinde yapıldı. 2 ay kadar önce bir yazı yazmış, 300 kişilik Hava İş Genel Kurulundaki THY çalışanlarının kaç delege ile temsil edileceğini yazmıştım. Ne kadar da iyi niyetli imişim! Kabinden 42, kokpitten ise 26 delege seçileceğini hesaplamıştım.

Son Genel Kurulda Kamyoncuların oyuyla Kabinle kokpiti ayırarak “böl-parçala, yönet” taktiğini uygulayan işbilir sendika yönetimi delege seçimlerinde “İstanbul Base” diye bir kavram uydurarak delege sayısını bir kez daha düşürdü. Bu operasyon sonunda kabin delege sayısı 33’e, kokpit delege sayısı 16’ya düşüverdi ! Yani 2017 yılındaki son Genel Kurulda 86 delege ile temsil edilen uçuş işletme çalışanları Kasım başındaki Genel Kurula sadece 49 delege gönderebilecek. Rezaleti görüyor musunuz? THY çalışanlarının yaklaşık % 60’ını oluşturan uçuş işletme grubu 300 kişilik Genel Kurulda sadece % 16 oranında temsil edilebiliyor.

300 delegeli Hava İş Genel Kuruluna THY’den 115 delege gidecek.

Nasıl hesap ama? Üyelerinin % 99’u THY çalışanı olan, aidatların tamamını THY çalışanlarının ödediği Hava İş sendikasının Genel Kurulunda THY personelinin temsili bu işte… Karar almak için gerekli Salt Çoğunluğu(151 delege) bile sağlayamıyorlar. Çoğunluk ise anlaşılan kamyoncularda olacak. Yaptığımız hesapta bir yanlışlık, eksiklik veya fazlalık(!) olduğunu iddia ediyorsa sayın sendikamız, doğru rakamları göndersin biz de seve seve açıklayalım.

Havacılık Personeli, Taşımacılık İş kolu gibi çok geniş tutulmuş bir iş kolunda değil sadece HAVACILIK ÇALIŞANLARININ bulunduğu ve 2009 yılı işkolu istatistiklerinde örneğini gördüğümüz Havacılık Taşımacılığı işkolunda temsil edilmesi gerekmektedir.

Diğer bir konu da Hava-İş üyeliğinden istifa eden pilotların hukuki durumudur. Bu pilotlar Hava-İş’e dayanışma aidatı ödedikleri sürece üye olmasalar bile İş Kanunu’nun TİS içerisine alınmış tüm hükümlerinden faydalanabilirler.

Hava-İş’e üye olmayıp dayanışma aidatı ödemeyen pilotlardan kesilen bir ekstra %1,5 oranındaki maaş kesintisinin hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Bu kesinti tamamen THY ile Hava-İş arasında yapılmış bir protokolün sonucudur ve bu kesintilerin hukuki dayanağı sorgulanmalıdır.

Geçtiğimiz senelerde Hava-İş üyeliğinden Hava-Sen üyeliğine geçişlerin arttığı bir zamanda THY yönetimi çalışanlarına hiçbir hukuki dayanağı olmayan bir e-posta göndermiştir. Bu e-postada Ocak ayında ödenecek olan ikramiyelerin Hava-İş üyesi olmayan Uçuş Personeline ödenmeyeceği yazılıyordu.

Bir işyerinde TİS imzalandığında bazı çalışanların ilgili sendikaya üye olmadan ve TİS’e de dayanışma aidatı ödeyerek dahil olmadıkları durumlarda ne olur?

Havacılar açısından uçucu personelin TİS hükümlerinden yararlanma isteği, işten çıkarılması durumunda kaybetmek istemediği İhbar ve Kıdem tazminatlarıdır. Diğer farklı iş kollarında böyle bir durum söz konusu değildir. Bu sorunu THY açısından ele almak için THY iş ilanlarına bakmak gerekir. İş ilanlarında verilen maaş ne kadardır? Veya sosyal haklar nedir? Aslında işverenin burada oynayabileceği bir alan neredeyse hiç yoktur.

Örnek vermek gerekirse Ocak ayında imzalanacak bir TİS sonrası Mart ayında vereceği Pilot alım ilanındaki maaş teklifi herkes için geçerlidir.

Diğer konu ise kapsam dışı personel ile sendika üyesi olmayıp, TİS için dayanışma dilekçesi vermeyen personel. THY yıllardır bu personele TİS te verilen zam oranlarını yansıttı ve şimdiden sonra da bunlara yansıtmaya devam edeceği için personel arasında ayrımcılık yapamaz. Burada işverenin çok iyi bildiği aynı işe aynı ve eşit ücret kuralı geçerlidir.

Peki THY yönetimi daha önce de yaptığı gibi, Hava-İş’ten artan istifaları önlemek için Hava-İş üyesi olmayanlara yeni TİS dönemindeki maaşları veya iyileştirilmiş maaş farkını ödemeyeceğiz derse ne olur? (Bir havayolu yönetimi çalışanlarının seçeceği sendikaya neden karışır, bir sendikayı neden diğer sendikaya tercih eder onu sizlerin değerlendirmesine bırakıyoruz)

THY, 3 yıl önce TİS görüşmeleri uzadığında aradaki farkı vermeyeceğini söylemişti ancak farklar herkese ödendi. Hava-Sen’in bu konuyu mahkemeye ve Anayasa mahkemesine taşımasından ve çalışan lehine bir karar çıkmasından sonra eldeki Anayasa Mahkemesi kararı ile THY’nin maaşlarda sendika üyeliğine bağlı ayrımcılık yapma şansı de ortadan kalmış oluyor.

Daha önceki satırlarda THY yönetiminin Hava-İş yönetimini neden sevdiğini, pilot üyelerin Hava-İş’ten başka bir sendikaya geçmemesi için her türlü hukuk dışı oyunları oynadığını ve bunun nedenlerini sizin düşünmenizi yazmıştık. Ancak Hava-İş seçimlerindeki delege oyunlarına baktığımızda THY yönetiminin Hava-İş’i neden bu kadar sevip desteklediği açıkça anlaşılıyor.

Hava-İş’e üye olan pilotların çoğunluğu Hava-İş’in kendilerini THY karşında temsil edemediğini, temsil edecek bir durumda olmadığını biliyor ve görüyorlar. Hava-İş zaman zaman pilotlar adına kendisinden beklenmeyen sürpriz çıkışlar yapsa da bir saman alevi olmaktan öteye gidemeyen bu çıkışların senaryosunun THY yönetimi tarafından yazılmış bir oyunun herhangi bir perdesi olduğu artık herkesçe bilinirken, pilotların çoğunluğu hem THY yönetimine hem de Hava-İş’e güvenlerini kaybetmiş durumda.

THY’de çalışan pilotların çoğunluğu İhbar ve Kıdem haklarını kaybetmemek için Hava-İş üyesi olmasalar da dayanışma aidatı ödemek zorunda. Anket sonuçları; THY pilotlarının güvenmedikleri ve şirket yönetimi güdümünde olduğuna inandıkları bir sendikaya üyeliklerini halen devam ettirdiklerini açıkça göstermektedir. Bunun tek sebebi sistemdeki hukuki açıkların havayolu personeli karşısında, Aidiyet ve İyi Niyet olgularını bilinçli ve sistematik bir şekilde yok ettiği yine aynı anket sonuçlarına da yansımış bir işveren tarafından acımasız bir şekilde kullanılma şans ve ihtimalinin olmasıdır.

Ankete Katılan Pilot
sayısı: 1614
Ankete Katılan Kabin
Memuru sayısı: 905
Ankete Katılan Pilot
sayısı: 1614
Ankete Katılan Kabin
Memuru sayısı: 905